VARLIK FONUNA BAĞLI KURUMLARIN NEDEN ZARAR ETTİĞİNİN ARAŞTIRILMASINI İSTEDİK

MÜZE VE ÖREN YERLERİ GİRİŞLERİNE ZAM ÜSTÜNE ZAM
6 Ocak 2020

VARLIK FONUNA BAĞLI KURUMLARIN NEDEN ZARAR ETTİĞİNİN ARAŞTIRILMASINI İSTEDİK

CHP ANTALYA MİLLETVEKİLİ BUDAK: “DEV KURULUŞLAR GÜNDEN GÜNE ERİYOR”

CHP, Türkiye Varlık Fonu kapsamında bulunan ve Sayıştay raporlarıyla da zarar ettikleri tespit edilen kurumların neden zarar ettiklerinin araştırılması için TBMM Başkanlığına Meclis Araştırma Önergesi verdi. CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak ve 20 CHP milletvekilinin imzaladığı önergede, başta Ziraat Bankası, Halkbankası gibi kamu bankaları olmak üzere, Çaykur, PTT gibi kuruluşların ettikleri zararda kimlerin sorumluluğunun bulunduğunun da araştırılmasını istedi. 

CHP Antalya Milletvekili Budak, Varlık Fonu’nun resmi web sayfasında misyonunu, “Türkiye’nin stratejik varlıklarını geliştirmek, değerlerini artırmak ve böylece ülkemizin öncelikli yatırımları için kaynak sağlamaktır” ifadesiyle tanımlandığına dikkat çekti. Budak, “Değerlerinin artırılmasını bir yana bırakın, göz bebeğimiz olan bu dev markalar, günden güne erir hale geldi. Neden bu kurumlar zarar ediyor, bu zararlarda kimlerin sorumluluğu bulunuyor, kamuoyuna hesap verilmesi gerekmektedir. Bunun için de  TBMM’nin bu konuyu araştırması gerekiyor” dedi. 

TBMM Başkanlığına sunulan önergede şu ifadelere yer verildi:

WEB SİTESİNDE YAZAN VİZYON VE MİSYONDAN BİLE UZAKTA

 “Kendi resmi web sayfasında misyonu ‘Türkiye’nin stratejik varlıklarını geliştirmek, değerlerini artırmak ve böylece ülkemizin öncelikli yatırımları için kaynak sağlamaktır’ ifadeleriyle tanımlanan, vizyonu ise ‘Ülkemiz için yaptığımız yatırımlar, performans ve şeffaflığa odaklı kurumsal yönetişim anlayışımızla dünyanın en başarılı varlık fonlarından biri olacağız’ diye ifade edilen TVF’nin gelinen noktada belirtilen ‘vizyon ve misyondan’ çok uzakta olduğu kısa sürede ortaya çıkmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin lokomotifi olan bu dev markalar, iyi yönetim iddiası ile TVF’nin çatısı altında toplanmış, ancak büyümek bir yana, yıldan yıla hızla eriyen kuruluşlara dönüşmüştür. Bugüne kadar elde edilen sermayenin, fonun kuruluş misyonunda yer aldığı üzere Türkiye’nin stratejik varlıklarını geliştirmek veya önemli yatırımları için kaynak sağlamak yerine, kamuya karşı yükümlülüğünü yerine getirmeyen bazı şirketlerin bütçesini rahatlatmak için kullanıldığı iddia edilmektedir. Bu iddiaların ciddi şekilde araştırılması ve kamuoyunun bu konuda acilen aydınlatılması zorunluluktur.”

2018 YILI DENETİM RAPORU TBMM’YE SUNULMADI

Tüm varlıklarının kamuya ait kurumlardan oluşmasına ve Yönetim Kurulu Başkanlığını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmasına karşın, özel hukuk hükümlerine tabi olan TVF’nin Sayıştay yerine bağımsız denetçiler tarafından denetlendiğine de dikkat çekilen önergede, 2016 ve 2017 yıllarına ait bağımsız denetim raporlarının geçen ekim ayında TBMM gönderildiği hatırlatıldı. 

TVF’nin 2018 yılı bağımsız denetim raporunu 2019 yılı bitmeden TBMM’ye sunulması gerektiğine, ancak bunu yapılmadığına dikkat çekilen önergede şu ifadelere yer verildi: 

“TVF’nin kuruluş esaslarını düzenleyen 6741 Sayılı Kanunun 6’ncı Maddesinin 3’üncü Fıkrası şu hükme yer vermektedir:

‘Şirket, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonların bir önceki yıla ait mali tabloları ile faaliyetleri, her yıl ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından, birinci ve ikinci fıkralar kapsamında hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı tarafından gönderilen denetim raporları üzerinden görüşülerek denetlenir’

Ancak bu açık hükme karşın 2018 yılı denetim raporu TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulmadan 2019 yılı tamamlanmıştır. Dolayısıyla TBMM, bağımsız denetçilerin yaptığı denetim raporlarını bile zamanında görüşememiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

  Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük kurum ve kuruluşlarının yer aldığı Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki şirketlerin zarar etme nedenlerinin araştırılması, bahsi geçen şirketlerin zarar etmesinde sorumluluğu bulunanların belirlenmesi, yönetimsel aksaklıkların tespiti ve zararların acilen önlenmesi amacıyla Anayasanın 98’inci ve İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması konusunda gereğini arz ve teklif ederiz. 

Çetin Osman BUDAK

Antalya Milletvekili

GEREKÇE

Türkiye ekonomisini yeniden canlandırma hedefi ile Ağustos 2016 sonrasında faaliyete geçirilen, kamuya ait en kârlı ve büyük şirketlerin toplandığı bir havuz konumunda bulunan ve doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlı olan Türkiye Varlık Fonu (TVF) kuruluşundan bu yana dikkatleri üzerinde toplamaktadır.

Portföyünde Ziraat Bankası, Halkbank (%51,11), TPAO, BOTAŞ, PTT, Türksat, Borsa İstanbul, Milli Piyango, Eti Maden, Çaykur, Türk Hava Yolları (%49,12), Telekom (%6.68)  Türkiye Denizcilik AŞ (%49) gibi ülkemizin en büyük kurum ve kuruluşlarını barındırmakta olan TVF’nin toplam büyüklüğünün 30 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir.

Kendi resmi web sayfasında misyonu “Türkiye’nin stratejik varlıklarını geliştirmek, değerlerini artırmak ve böylece ülkemizin öncelikli yatırımları için kaynak sağlamaktır” ifadeleriyle tanımlanan, vizyonu ise “Ülkemiz için yaptığımız yatırımlar, performans ve şeffaflığa odaklı kurumsal yönetişim anlayışımızla dünyanın en başarılı varlık fonlarından biri olacağız” diye ifade edilen TVF’nin gelinen noktada belirtilen “vizyon ve misyondan” çok uzakta olduğu kısa sürede ortaya çıkmıştır.

Fonun portföyünde bulunan Ziraat Bankasının 2017 yılında 2.1 milyar TL olan görev zararı 2018 yılında 212 milyon TL artarak 2.3 milyar liraya ulaşmıştır. Halk Bankası’nın ise aynı dönemde görev zararı 263 milyon TL artış göstererek 1 milyar 362 milyon TL olmuşturİki bankanın merkezi yönetim bütçesinden karşılanan toplam görev zararı 2018’de toplam 3.6 milyar lira olarak gerçekleşmiştir.

TBMM’ye sunulan Sayıştay’ın 2018 yılı denetim raporunda Ziraat Bankasının kredilerindeki artışın yüzde 56,2 olduğu belirtilmiş, bankanın en az 90 gün süreyle ödenmediği için takibe alınan kredilerinin tutarının 4.8 milyar TL’den 7,5 milyar TL’ye çıktığı ifade edilmiştir. Aynı şekilde Halk Bankasının takipteki kredilerinin ise yüzde 39,6 oranında artarak 8.5 milyar TL’ye çıktığı, böylece iki bankanın takipteki alacaklarının 16 milyar TL’yi bulduğu görülmektedir. Sayıştay raporunda, yakın izlemedeki kredilerdeki yoğunlaşmanın, inşaat ve sanayi sektöründe gerçekleştiğinin altı çizilmiştir.

Sayıştay raporları da göstermektedir ki TVF’ye devredilen kamu bankalarının geri almakta zorlandığı ya da almaktan umudunu kestiği kredilerin tutarında büyük artışlar meydana gelmiştir. Sayıştay denetçileri, bankanın, kredi alacaklarının takibinin iyi yönetmediğini, ipoteklerin yapılmadığı tespitini de raporlarına yazmıştır.

Benzer şekilde arka arkaya 3 yıl kâr eden Çaykur, TVF’ye devredildiği 2017 yılı ve sonrasında zarar etmiş, 2018 yılını 657 milyon 86 bin lira zararla kapatmış, 2019’un ilk 6 ayında da 369 milyon 447 bin lira zarar etmiştir.

Öte yandan TVF’ye devredilmeden önce kasasında 650 milyon TL bulunan ancak fona devredildikten sonra iki yıl içinde 900 milyon TL zarara uğradığı belirtilen PTT’deki aşırı harcamalar Sayıştay raporlarında da yer almış, sadece temsil giderlerinin bile “sınırsız” olmasına dikkat çekilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin lokomotifi olan bu dev markalar, iyi yönetim iddiası ile TVF’nin çatısı altında toplanmış ancak büyümek bir yana, yıldan yıla hızla eriyen kuruluşlara dönüşmektedir.

Bugüne kadar elde edilen sermayenin, şirketin kuruluş misyonunda yer aldığı üzere Türkiye’nin stratejik varlıklarını geliştirmek veya önemli yatırımları için kaynak sağlamak yerine, kamuya karşı yükümlülüğünü yerine getirmeyen bazı şirketlerin bütçesini rahatlatmak için kullanıldığı iddia edilmektedir. Bu iddiaların ciddi şekilde araştırılması ve kamuoyunun bu konuda acilen aydınlatılması zorunluluktur.

Tüm varlıkları devlete ait şirket, banka, gayrimenkul ve sermayeden oluşmasına ve Yönetim Kurulu Başkanlığını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başkanvekilliğini ise Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yürütmesine rağmen ‘kamu kuruluşu’ statüsünde bulunmayan ve özel hukuk hükümlerine tabi olan TVF’nin, denetimi Sayıştay tarafından değil bağımsız denetçiler tarafından gerçekleştirilmektedir. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu ilk kez 16.10.2018 tarihinde 2016 ve 2017 yılları denetim raporlarını görüşebilmiştir.

TVF’nin kuruluş esaslarını düzenleyen 6741 Sayılı Kanunun 6’ncı Maddesinin 3’üncü Fıkrası şu hükme yer vermektedir:

 “Şirket, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonların bir önceki yıla ait mali tabloları ile faaliyetleri, her yıl ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından, birinci ve ikinci fıkralar kapsamında hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı tarafından gönderilen denetim raporları üzerinden görüşülerek denetlenir”

Ancak bu açık hükme karşın 2018 yılı denetim raporu TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulmadan 2019 yılı tamamlanmıştır. Dolayısıyla TBMM, bağımsız denetçilerin yaptığı denetim raporlarını bile zamanında görüşememiştir. 

Bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük kurum ve kuruluşlarının yer aldığı TVF bünyesindeki şirketlerin zarar etme nedenlerinin araştırılması, bahsi geçen şirketlerin zarar etmesinde sorumluluğu bulunanların belirlenmesi, yönetimsel aksaklıkların tespiti ve zararların acilen önlenmesi amacıyla Anayasanın 98’inci ve İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması konusunda gereğini arz ve teklif ederiz. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir